Friday, March 20, 2026

Monçiçiler ekranlara veda ediyor. Last Chapter

Beş yıl aradan sonra tekrar bloga bir yazı döşeniyorum. Hoş artık blog modası kalmadı, bloggerlar tarih oldu. Şimdi influencer ve youtuber zamanı. Ama biz böyle biraz 40 larının ortasına gelmiş kişilikler ve bedenler olarak biraz nostaljiyi kendimize hak gördük. Geçen aylarda 16 yıldır omuz omuza hayatı kucakladığım üzerimde son 20 seneye vurduğumuzda annem-babamdan daha çok hakkı olduğunu düşündüğüm kocamın Eşimin dert ortağımın Ekinin hayatımdan çekip gitme kararı aldığını öğrenmiş bulunuyorum. Şimdi hafif bir duygu yoklaması: Kırgınlık, üzüntü, ardından hayalkırıklığı, güvensizlik ve öfke. Evet, derin bir öfke zira 44 yaşımdan sonra beni sadece kendinden değil, yıllardır feragat ederek yaşadığım çocuktan da mahrum bırakarak gitti.Hem de saç ektirerek. Bravo! Yaşadığım hayatı yeniden anlamlandırmaya, kendimi sorgulamaya, ne yaşadığımızı unutmaya çalışıyorum şu sıralar.Hani baktın olmadı gideceksin cool bir tavır ama kalıp mücadele etseydi bu 16 yıllık özüt yeniden canlanır mıydı? Ortaya kurtarmaya değer bir sevgi saygı olmadığını düşünmüş olacak ki çekip gitti. Ben kalıp savaşırdım. Tabii haklı sebepleri de var. Bir kere hayalkırıklığıyla sonuçlandı ilişkimiz .16 yılda bir çocuk yapmış olmalı ev araba ortak mal mülk edinme konusunda ki evlilik kurumunun gereklerinden- yol almış olmalıydık. 16 yıldır evlilik adı altında yürüttüğümüz bu keyfi ilişkiye bir nokta koydu. Belki de iyi yapmıştır. Her ikimiz de oldukça bireysel adımlar attık, zaman içinde aşk tutku ölünce biz öldük, sen ve ben kaldık. İki birbirine tahammül eden insan, aynı evde bir çatıda. Şimdi belki çekip gitmekle iyi yapmışsındır diye düşünüyorum, artık kiramı ve faturaları da ödememe isteğini dile getirmişsin. Bir yanım sana ölesiye kızgın ve kırgın. Özellikle beni terk etme anını düşündükçe . Hani 16 yıla biraz saygın olsa bir kafede bana gerekçelerinle birlikte bu kararını söylerdin. Veya evde medeni insanlar gibi konuşarak. Ama bilgisayar başında oyun oynarken gözlerin ekrandayken değil. Lütfen!Yapma!! Bu kadar saygısız, kötü ve zalim olamazsın!!! O anda sokakta yürürken suratına tükürdüğün bir Suriyeli gibi hissettim kendimi.O kadar empatiyi yitirmişsin. O kadar yabancı ilan etmişsin beni. Kendince haklı sebeplerin olabilir diye düşündüm sonra. Belki benim karakterim, kişiliğiğm hiç senin gözünde değerli değildi. Feromonlarım da yaşla birlikte azalınca ne gerek var diye düşündün. Ne gerek var buna bakacağım. Hoş baktığın söylenemez ama kira ve fatura yardımında bulundun diyelim. Sonra bir diğer yanım var ki onu susturmaya çalışıyorum aylardır. O diyor ki hayır, hayat boyu arkadaşlık böyle bitmemeli! O senin eşindi. Birlikte belki çok güçlü değildiniz ama sevgili merhametli ve huzurluydunuz. Sonra tatlı bir hayatınız vardı, naif yanlarınız, güce değil haklılığa karşı olan o tavrınız. Meğer kendimi kandırmışım, yıllardır seni en yakın dostum sandım. Bu kadar çabuk hayatımdan çekip gidebileceğini hiç düşünmemiştim Ekin. Yaşlandığımda elini tutar, göğsünde yatarım diye düşünmüştüm. Tüm beceriksizliğimie rağmen birlikte kucaklarız yenilikleri ve yine sen beni güldürürsün diye. Çünkü sende sevdiğim özelliklerden biri buydu. Komik oluşun:) Sonra sana hak verdim. Hakikaten katlanılmaz, çekilmez taraflarım vardı. Huysuzluğum, alınganlığım, karamsarlığım gibi. Üstelik yapmak istediklerimi senle- gezip tozmalar vs- yapamayınca senin tarafından reddedilince isteklerim -sen genelde evde birşeyler izlemeyi tercih ederdin- belki ekonomik sebepli ama bence aslen sosyal ortamları sevmediğinden- genelde hırçınlaşırdım. Sonra o dark version of me ortaya çıkardı- sana hakaretler savuran, kendi enerjisini yerlere iten, öfkeli, kırgın kızgın me. Sen belki de artık veremeyeceğin veya vermek istemediğin şeyleri senden isteyen o kadını terk ettin daha fazla dırdırlarına katlanamayarak. Saçların uzamış, umarım iyisindir şimdi.Bensiz kafanı dinliyorsundur, ortak hanede yalnız kalan ben olduğum için ilişkinin faturası bana kesilmiş gibi oldu biraz. Sen annenin kanatlarının altına geri döndün- belki şimdi daha huzurlusundur. Sana seveceğim, gezeceğim sana neler edeceğim volumeünden giremiyorum, çünkü bilmiyorum 44 yaşımdan sonra hayatta bir eş olarak kime dayanabileceğimi? Bunca yaşanandan , benden esirgenen saygıdan sonra kime güvenebileceğimi? Dünyanın günden güne kötüye gidişini izlerken bazen bana bir çocuk vermediğin için sana teşekkür edesim geliyor. Sonra herşeyin ne kadar güzel olmuş olabileceğini anlıyorum başka pathler izleseydim, başka kişilere şans verseydim diye geçiriyorum içimden. En acıklısı da kediye bile bakmak istememen. Onun bile sana ağır gelişi. Artık anladım ki sen kendinden başka hiçbir canlının sorumlluluğunu alamazsın Ekin. Bu sana yük gibi gelen başka bir canlıya bakmak ondan sorumlu olmak duygusu aslında yetişkinlik sinyallerinden biridir, ancak sen bundan ne yazık ki mahrumsun. Gittin, bana beni bıraktığın için teşekkür ederim . Çünkü senin o hasta anlarımda bile telefonlarına cevap verme lütfunda bulunmadığın bu 44 yaşındaki kadında ben hala güç, umut ve geleceğe dair güzel keyifli anlar yaratacak bir potansiyel buluyorum. Beni seçmedin , artık ben de senden geçtim Ekin. mutlu ol veya mutsuz ol, yaşa veya öl. umrumda değil. Buna da ayna efekt deniliyor psikolojide..

Blog Archive